DESTEK OL
  • 0 Toplandı

    HEDEF:55.800
  • 0 DESTEKÇİ
  • 1 GÜN KALDI
  • Hedefe ulaşmak için sen de destek olabilirsin.
  • Prototip Aşamasında
  • DESTEK OL
  • TAKİP ET

“GÖÇMENLERİN UYUM SÜRECİNDE SANAT YOLUYLA İLETİŞİM”

GİRİŞ

Göç; canlıların kendi isteğiyle ya da zorunluluktan dolayı bir yerden başka bir yere hareket etmesidir. Eski çağlardan günümüze insanlar farklı nedenlerden dolayı yaşadıkları yerlerden uzaklaşmak durumunda kalmıştır. Göç olgusu 21. yy.’da halen en önemli araştırma ve tartışma konularından birini oluşturmaktadır. Uluslararası Göç Örgütü’nün 2018 yılı sonunda yayınladığı rapora göre, dünya üzerinde bulunan uluslararası göçmen sayısı 260 milyona ulaşmıştır. Geçtiğimiz yıllarda göçmen sayısındaki artışlar göz önünde bulundurulduğunda bu sayının gelecekte de yükselmeye devam edeceği beklenmektedir. Dünya üzerindeki iç göçler de dâhil edildiğinde 1 milyarı bulan göçmen sayısı, dünya nüfusuyla kıyaslandığında; her yedi kişiden birinin göç tecrübesine sahip olduğunu ortaya koymaktadır.  Sürekli bir küresel hareketliliğe, toplumsal ve yapısal dönüşüme işaret eden ‘göç’ olgusu, fırsatlar barındırdığı kadar, zorlukları da içinde bulundurmaktadır. Hem göç alan ülkeleri hem de küreselleşmenin hissedildiği tüm bölgeleri siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan etkileyen göç konusunun insan hayatlarına etkisi çok önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Göçten en çok etkilenen grubun ise çocuklar olduğu çok sayıda akademik çalışmaya konu olan bir husustur. Göç olgusunun başlı başına travmatik etkileri, zorlukları ve mağduriyeti içinde barındırdığı düşünüldüğünde ve rakamlar dikkate alındığında, göçün özellikle çocuklar ve göçmenlerin geleceği üzerindeki etkisinin tahmin edilenden çok daha büyük olduğu aşikârdır.


Geçmişte birçok göçe ev sahipliği yapmış olsa da, özellikle Suriye krizinin ortaya çıkmasıyla birlikte, Türkiye de bulunduğu konum itibarıyla göç hareketlerinin göbeğinde yer alan bir ülke haline gelmiştir. Buna ek olarak Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde yaşanan savaş, iç çatışma, yoksulluk, kuraklık gibi sebepler insanları göçe zorlamakta ve bu ülkeden göç edenler Türkiye’ye yönelmektedirler. Özellikle 2015 yılından bu yana Türkiye’de hissedilmeye başlayan göçün toplumsal etkileri, akademide, sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında ve devletin ilgili mercilerinde ana gündem maddesi haline gelmiştir. Her ne kadar göçle ilgili çözüm mekanizmaları yaratılmaya çalışılsa da, özellikle toplum nezdinde zaman zaman tansiyonun arttığı görülmektedir. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre; 7 Kasım 2019 tarihi itibarıyla Türkiye’de kayıtlı bulunan Suriyelilerin sayısı 3.682.434’e ulaşmıştır. 0-18 yaş arası Suriyelilerin sayısı ise 1.728.202’dir. Bu grubun 1.452.398’ini de 14 yaş altı çocuklar oluşturmaktadır. Ankara’da bulunan toplam Suriyeli sayısı ise 91 binin üzerinde.

Suriyeli sığınmacıların eğitim durumu ile ilgili bazı verilere baktığımızda. % 33’ünün okuryazar olmadığını, % 13’ünün okuryazar olmakla birlikte okula gitmediğini ve % 6’sının üniversite öğrencisi veya mezunu olduğunu görüyoruz. Mart 2017 itibarıyla Türkiye’deki Suriyeli üniversite öğrencisi sayısı: 20 bini aşmaktadır. Bu kişilerin  %7’si ön lisans, % 83’ü lisans, %8’i yüksek lisans, % 2’si doktora öğrencisidir. Eğitim, bir ülkedeki yabancıların ülkeye entegrasyonu ve toplumsal katılımı için anahtardır. Özellikle çocuk yaşında olan sığınmacıların eğitimi teşvik edici faaliyetlere erkenden dâhil edilmeleri Türkiye’de iyi bir geleceğe sahip olmaları ve gelecekte iş piyasasından yararlanabilmeleri açısından da çok önemlidir. Esasen göçmen çocukların çoğunluk toplumu ile ilişkileri ve karşılıklı entegrasyon süreçlerinde karşılaştıkları sorunların çözümünde “sosyal hizmetlerin” yaşamsal bir önemi vardır. Göçmen çocukların disiplinler arası bir yaklaşımla yönelmek gerekmektedir. Bu çerçevede sosyal hizmetlerin kendi ayakları üstünde durabilen göçmen toplulukları yaratmaktır. Özellikle göçmen çocukların entegrasyonu konusunda okul sosyal hizmeti uygulamasının öneminin altı çizilmesi gerekmektedir. Farklı sosyoekonomik özelliklere sahip olan göçmen öğrencilerin içinde bulunduğu gelişim basamakları doğrultusunda eğitim hayatlarını başarılı şekilde sürdürmeleri amacıyla yapılan psikososyal müdahaleler sayesinde göçmen çocukların toplumsal entegrasyonu sağlanabilmektedir.


GENEL AMAÇ

Bu proje ile Türkiye kamuoyunda sanatın etkileyici gücünden faydalanarak farkındalık oluşturmak amaçlanmaktadır. Geçmişten günümüze göçmenlik deneyimi sırasında yaşanan zorluklara dikkat çekmek; farklı nedenlerle göç etmiş kişilerin zorlu hayatlarına onların penceresinden bakarak çoğunluk toplumunun empati kurmasını sağlamak; göçmenlerin toplum nezdinde görünürlüğünü artırmak; göçmen ve mültecilerin Türkiye’ye sağladıkları katkılara vurgu yapmak ve kamuoyu oluşturarak göç ve entegrasyon politikalarında farkındalık yaratmak; ülkemizdeki göç ve mülteci konusuna sanat ile sesini yükseltmeyi amaçlayan bu projenin başlıca hedefleridir. Bu hedefler doğrultusunda 11-14 yaş arası göçmen ve Türk çocuklarıyla alanında uzman bir karikatür eğitmeni ile 12 haftalık bir karikatür eğitimi planlanmaktadır.  Atölye çalışmasının ardından çocukların yaptığı karikatürler düzenlenecek bir törenle sergilenecektir. Öte yandan ülkemizde Suriyeli sığınmacıların sayısı çoğunlukta olsa da Yemen, Somali, Afganistan, Afrika, Kafkasya, Balkanlar ve Avrupa’dan gelen göçmen toplulukları da bulunmaktadır. Proje ile farklı coğrafyalara ait göçmenler ve Türk çocuklar bir araya getirilerek kültür kaynaşmasına destek olunacaktır.  

  

HEDEF GRUPLAR

Projenin hedef grubu, Ankara’nın farklı bölgelerinde ikamet eden ergenliğe giriş yaşları olarak sınıflandırılan 11-14 yaş arası 60 göçmen (Suriye, Afganistan, Irak…) ve Türk çocuklardır. Buna ek olarak; söz konusu projede, çocukların özellikle eğitim hayatına entegrasyonu hedeflendiğinden aileler ve eğitmen/öğretmenler de doğrudan hedef gruplar arasında yer almaktadır.

 

NİHAÎ YARARLANICILAR

Projenin ilk hedef grubu olan 11-14 yaş arası göçmen ve Türk çocukların yanı sıra göç edenlerin arasında sosyal sermayenin ve iletişimin oldukça kuvvetli olması sebebiyle başkentte çocuk göçmenler konusunda aktif olan kişi ve kurumlar dolaylı olarak mevcut çalışmadan istifade edebilecekler. Ayrıca projeye dahil olan göçmen ve Türk çocukların aileleri, içinde bulundukları toplumun üyeleri, öğretmenleri, okul sosyal hizmet alanında çalışan uzmanlar dorudan nihaî faydalanıcılar arasındadır. Öte yandan yazılı ve görsel basın ile sosyal medyada yer alacak haberler ve etkinlik paylaşımları ile Türkiye kamuoyu, Türkiye’deki sanatçılar, siyaset yapıcılar, medya çalışanları, göç konusunda çalışma yapan uzman/araştırmacılar ve ülkedeki diğer göçmenler de dolaylı olarak bu gurupta yer almaktadır.

 

BEKLENEN SONUÇLAR

Projede, verilecek olan eğitimlerden yararlanan göçmen ve Türk çocukların sanat yoluyla topluma uyumlarının pekişmesi, travmatik ve olumsuz göç tecrübelerinden daha kolay arınmaları ve göçmenlerin toplum nezdinde görünürlüğünün artırılması beklenen sonuçlardır.

 

GEREKÇE

Türkiye’de özellikle “Suriyeli” göçmenler hakkındaki algının yanlış kaynaktan beslendiğini görmekteyiz. Sosyal medyada yükselen Suriye karşıtlığı veya siyasette zaman zaman şahit olunan ırkçı söylemler, hem toplumsal barışı hem de çoğulcu anlayışı tehdit etmektedir. Ancak Suriyeli göçmenler başta olmak üzere, uzun süredir Türkiye’de yaşam mücadelesi veren göçmen ve mülteciler hakkında çok az sayıda pozitif gelişmelere şahit olmaktayız. Ülkemizde yaşayan göçmen ve mültecilerin kalıcılığı göz önünde bulundurulduğunda bu kişiler hakkında daha fazla pozitif örneklere ihtiyaç duyulduğu ortadadır. 


Türkiye’deki Suriyelilerin yarısına yakını 0-18 yaş aralığındadır. Bu veriler özellikle çocuklara yönelik sosyal ve kültürel uyum, eğitim gibi çalışmaların üzerinde durulmasının önemini açıkça ortaya koymaktadır. Göç süreci boyunca ne yazık ki çocukların ve gençlerin eğitimleri yarım kalmaktadır. Çocukların ve gençlerin ev sahibi ülkeye uyum sürecinde eğitim ve eğitim alanları (okul, kurs vb.) büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda kültürel faaliyetler ve sanat eğitimleri travmatik ve olumsuz göç tecrübelerinden daha kolay arınmaları, yaşadıkları yeni ortama uyum sağlamaları bakımından faydalıdır.  Gerçek olan bir şey var ki o da;, sanatın ancak kendi duvarlarımızı yıkabildiğimiz, kendimizi aşabildiğimiz oranda yeşerebilmesidir. Sanat, daima toplumsal olaylara farklı bir bakış açısı getirmiş ve toplumun sesini duyurabilmesi için önemli bir araç olmuş, kültürlerin nesilden nesle aktarılmasını sağlamıştır. Göçmen ve ev sahibi toplumların birbirlerine uyum sağlamalarını ve kültür kaynaşmasını kolaylaştıran önemli araçlardan biri olmuştur. Dolayısıyla bu projede de karikatür sanatından faydalanılması planlanmıştır. Çizginin dilini kullanan “Karikatür”, etkili bir iletişim aracıdır. Bu projede araç olarak kullanılmalarının amacı duyguların çizim ve hayal gücü ile daha rahat ifade edilmesi, daha kalıcı, öğretici ve dikkat çekici olmasıdır. Öte yandan, ev sahibi ülkede yaşayan çocuklarda ve bu çocukların ailelerinde, göçmenlere/mültecilere yönelik empati duygusunun geliştirilmesi ve göç olgusuna dair farkındalık oluşturulmasının en yararlı yollarından biri de; bu grupların bir araya gelerek ortak paylaşımda bulunmalarıdır. Türkiye’deki usta karikatüristlerden Hicabi Demirci’nin kitabı “Çizginin Çizgisi” derki; “Gülmeye başladığımızda egomuzun etrafına ördüğümüz duvarlar yıkılır, içimizdeki çocuk ortaya çıkar.” Bu anlayış, çizginin dilinin, farklı kültürlere ve dillere sahip olan insanların iletişiminde özgür ve önemli role sahip olduğunu da ifade ediyor. Karikatür görseldir, tartışma olanağı verir ve tartışma kültürünü geliştirir. Olayları somut olarak ifade eder. Alternatif bakış açısı kazandırır, düşünmeye yönlendirir. Yani çocukların eğitim sürecine, kendilerini ifade etmelerine ve sosyal yaşama daha kolay katılım sağlamalarına büyük katkı sunar. Kültür kaynaşmasının yanı sıra çocukları bir arada tutarak uyum sürecini de olumlu yönde etkiler.

 

TEMEL FAALİYETLER (PROJE ARAÇLARI)

·         Projeye katılacak olan göçmen ve Türk çocukların saha çalışması ile tespit edilmesi

·         Karikatür Atölyesi: 12 haftalık bir eğitim programını kapsayan atölye çalışması boyunca 20 Türk ve diğer ülkelerden gelen çocuklara uzman eğitmenler tarafından teorik ve uygulamalı karikatür eğitimi verilecektir. Kursiyerlere eğitim boyunca karikatür, mizah nedir? gibi konular üzerine bilgi verilerek, bu konular hakkında sohbet edilecek, çizim teknikleri eğitimi verilerek derslerde belirlenen temalar üzerine karikatürler çizilecektir.

·         Etkinlikler          

Atölye çalışmaları sonucunda elde edilen çıktılar projede yer alan çocuklar ve   yakınları, medya çalışanları, göç ile ilgili çalışma yapan STK'lar, Ankara'da bulunan yabancı temsilcilikler, ilgili kamu kurumlarının katılımıyla yapılacak bir programla gösterilecektir.

Ø  Sergi: Karikatür kursiyerlerin yapacakları çalışmalar eğitim süreci bittikten sonra sergilenecektir. Serginin ilk günü Ankara’da açılış töreni gerçekleştirilecektir.

Ø  E-kitap: Kursiyerlerin sergilenen çizimleri ve resimleri e-kitap haline getirilecektir.

 

GÖRÜNÜRLÜK FAALİYETLERİ

Yapılacak medya planlaması ve reklam çalışmalarının yanı sıra video filmler hazırlanacak, proje için bir websitesi kurulacak ve bu sayede yayma ve yayınlama çalışmaları yapılacaktır.

 

PROJE SÜRESİ 

Proje için; ön hazırlık, karikatür eğitimi, açılış kokteyli-sergi, raporlama süreci dahil 5 aylık bir çalışma takvimi öngörülmektedir.

Fotoğraf Galerisi

Video Galeri

  • Bu projeye ilk destek veren siz olun.


TAKIM


Hatice Yiğit
Feyza Yıldırım Sungur-20949

YORUM YAP

GÖNDER
 Diğer Projeleri İnceleyebilirsin

39
gün kaldı
TAKAS360 Destek Ol

TAKAS360

Parasız Alışveriş İçin TAKAS360.COM

DESTEK 160 HEDEF 15.000
78
gün kaldı
Gören Ellere Oyuncaklar Destek Ol

Gören Ellere Oyuncaklar

FIRSAT EŞİTLİĞİ OYUNCAKLARLA BAŞLAR. İhtiyacına uygun oyuncak, her çocuğun hakkıdır.

DESTEK 2.940 HEDEF 20.000
68
gün kaldı
Askıda Erzak Destek Ol

Askıda Erzak

Komşun açken sen tok yatabilir misin?

DESTEK 0 HEDEF 100.000

DEĞİŞİYORUZ..!

Yeni nesil platformumuz ile Girişimciler için geliyoruz....